Kızgınlığım otobüse miydi, kendime mi bilemedim! O otobüs ki seni hatırlattı yağmurla. Seni de beklemek heyecanlıydı. Sen gelecektin ve beni alıp götürecektin. Ama sen de gelmedin. Ya ben sana geç kaldım ya da sen bana, hiç bilemedim… Tek bildiğim, ben seni beklerken bir şekilde sen gelmedin; tıpkı o otobüs gibi…
Yağmurun yerine gözyaşlarım ıslatmıştı yüzümü o günlerde.
Ağladım. Otobüsün gelmemesine değil, seni anımsatan yağmura eşlik etmek için ağladım. Yine ağladım evet! Senin gelmemene ağladım. Yağmur beni bekliyormuş ya ıslatmak için, kalbim de seni bekliyormuş içini gözlerimden dökmek için… Gözlerim de seni bekliyormuş, her yoldan geçene bakıp her kapıdan gireni sen sandığı için… Her sabah bir umutla uyandım, her gece bir hüzünle rüyaya daldım. Günler geçti, acım giderek hafifledi sandım. Ta ki otobüs kaçana kadar… Belki de hiç geçmemişti ya, neyse!
Seni hatırlattı otobüs, sen olacaktın cam kenarında. Sonra yağmur yağacaktı biz giderken. Ama otobüs de gelmedi, yağmur da üstüme yağdı. Sen de gelmedin, gözyaşlarım da yağmura karıştı…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder