oyunun en güzel yerinde zil çalınca üzülürdük ya, öyleyim...
kaybettikçe bi çentik attı
alnımın üstüne tanrı
büyüdün dedi
bu yağmurlar bu yüzden..
elimden tutup karanlıktan aydınlığa sen çıkardın.. bana yürümeyi öğrettin yeniden.. ama düşünce 'artık yanında değilim' dedin..
işte acıydı bu; kanayan dizlerimi ağrıtandan çok kalbimi sızlatan bir acı..
Üzgünüm sevgili okur!
Yazamıyorum. Son iki haftada yaşadıklarım düşünmemi, hissetmemi karmaşıklaştırıyor. Acı çekmek özgürlük değil, öyle olsa durur mu ellerim? Bunun yanı sıra, hayata karşı üşengeç bir hal aldım, farkındayım. Üzgünüm kalemim, üzgünüm kağıdım. Ne yazabiliyorum, ne de okuyabiliyorum. Ancak alıntılar yapabilirim sizlere: "Bir kıyamet böldü uykularımı; geceyi aşamadım. Umuttu, sevinçti yarının adı; ben dünlerde kaldım."
Bir yanda kalbim, diğer yanda yüreğim. Kalbim romanesk isyanlarda, yüreğim zihinsel gururumun peşinde. Gecelere küsmek üzereyim, sabredin. Sebep mi? Sebebim "Cano." Biliyorum, "O yoksa, yazı da yok!" dememeliyim size. Ama yazamıyorum.
En kısa sürede yazmak ve paylaşmak ümidiyle...
10 Şubat'ta kaleme aldığım bir yazı...
Film izlemek istiyorum artık, bir kitap okumak... Gezmek için dışarı çıkmak istiyorum, boğazı seyretmek... Vapura binmek istiyorum, ufukları selamlamak, martılardan kaçmak... İnsanları izlemek istiyorum, içlerinden ve dışardan. Meydanlara gidip aralarına karışmak, bir pencereye çıkıp onları yukardan izlemek istiyorum. Dar sokaklarda kaybolmak istiyorum, top oynayan çocuklara yol sormak... Sahile inmek istiyorum, karşı kıyıyı seyretmek... Fotoğraf çekmek istiyorum. Çektiklerime tekrar bakıp hasret gidermek için! Galata’ya çıkmak istiyorum, keşke merdivenleri olsa! İstanbul’a bakmak istiyorum dört bir yandan, her yeri görmek istiyorum.
Sonra gitmek istiyorum artık, bu şehri sana bırakmak... Kendimi yollara bırakmak istiyorum, otobüslere, trenlere... Denizden uzak bir yer istiyorum; artık denizi seyretmemek için, bu şehri hatırlamamak için. Ama olmuyor! Gitsem olmuyor, çünkü gidip de geriye dönesim geliyor. Bu şehirde herkes kendi hikayesini en acıklı sanıyor ya, ben de ondan korkuyorum ağlamaya. Ben de mi öyle zannediyorum acaba?
Olur da gidersem eğer, biliyorum döneceğim ya, utanıyorum. Utanıyorum İstanbul’a tekrar dönmekten, neden gittin diyenlerden, gitme diyenlere dönmekten... Gitmek mi zor, kalmak mı bilmiyorum. Ama gitmesem oluyor bir şekilde. Çünkü hayatın akışına her kapıldığımda gitmek aklıma gelmiyor. Sen istemesen de bu şehirde beni, gitmememi isteyen birileri hala var çünkü!