10 Temmuz 2012 Salı

BİRİKİNTİLERİM

Hala bir ses bekliyorum. Telefonum çalacak diye hisleniyorum. Açar mıyım bilemiyorum. Açsam ne diyeceğim, açmasam içimde biriken ne olacak? Sürekli çalan hüzün şarkılarım var ya, aradığında onların sesini kıssam mı diye düşünürken bile kendimi kaybediyorum.

Dönmemelisin o yüzden... Bende değişen pek bir şey yok. Yine boşta, boşluktayım. Senle yapamadıklarımı sensiz de yapamıyorum. Öyle işte, şaşırma! Sen başarabileceğimi sanarak giderken ben aslında umursuz zihnimi seninle onarabilme gayretindeydim. Belki de en çok yaralayanlardan biri bu oldu. Ben senli yaşamak hayalleri kurarken, senin beni sensiz bırakma düşüncelerin bana aldırmadan gelişmişti. Bu yüzden yanımda yoksun ve ben bu yüzden sana kızgınım.

Ama kızgınlığımdan ağır basan şeyler var. Mesela özlemim... Bilirsin beni, içimdekini söylemeden duramam. Doğru veya yanlış olmasına dikkat etmeden konuşurum. Özlüyorum işte, özlüyorum seni. Sabahlara sesinle uyanmayı, geceleri uykuya senle dalmayı özlememek ihanet olurdu zaten. Aşkıma ihanet etmem, sadakatimi en iyi sen bilirsin.

O kadar birikiyorum ki bazen, kendime yetmiyorum. Sağ elim soluma yetmiyor. Gözlerim aynadaki aksime yetmiyor. Seni arıyorum. Aynanın kenarlarında, köşeyi dönerken sokağın sonlarında, İstiklal'in kalabalığında sen'leri görüyorum. Anlık halüsinasyonlardaki sen'ler kabusum oluyor; çünkü sen olmuyorsun. Kimse sen olmuyor. Sen başkasın derdim ya! Keşke demeseydim... Sen başka olmayaydın. Ben sana tapmayaydım. Allah da belki cezamı vermezdi!

Öyle işte... Arada özlüyorum, sensiz gönlümü dağlıyorum; kalan zamanlarda ise hayatın aksiyonlarına sığınıyorum.

Bir başka sen'i bulabilmek ümidiyle... Hoşça gelecek olanı bekliyorum.