“Özlüyorum” deyince sordun ya: “Ne kadar?”
Yeryüzünde uzanan yollar kadar, okyanuslara akan sular kadar, sesini her duyduğumda kalbimin atışı kadar, Sezen Aksu şarkıları kadar, İstanbul kadar özledim seni! En basit sorulara cevap veremeyecek kadar özledim. Etrafta el ele gördüğüm her çifte baktığım kadar özledim. İstanbul kadar özledim seni; vapurların peşinden gelen martılar kadar, onlara simit atan insanlar kadar, Boğaz’dan geçen gemiler kadar, meydanlarda biriken güvercinler kadar, minarelerden okunan ezanlar kadar, asırlara tanık olmuş binalar kadar, İstiklal’de çalan aşk şarkıları kadar, kışın yağan kar kadar, aşıkları ıslatan yağmurlar kadar özledim seni.
Biliyorum bu özlem hiç bitmeyecek. Çünkü yanında olsam ellerini özleyeceğim. Çünkü elini tutsam gözlerini özleyeceğim. Çünkü gözlerine baksam öpmeyi, öpsem sesini duymayı özleyeceğim. Senin beni özlemeni beklemeden özleyeceğim seni.
“Özlüyorum” deyince sordun ya: “Ne kadar?”
Bunları yazdım. Yazdıktan sonra okudum. Olmamış, anlatamamışım yine! Kelimelerle tarif edemiyorum. Ancak gözlerim anlatabilir seni özlediğimi, bir de şu yüreğim... İşte o zaman hissedebilirsin seni özlediğimi. İşte bu yüzden ‘ne kadar’ diye sorduğunda cevap verememem, sessizliğe gömülmem. Şimdi daha iyi anlıyorsun değil mi beni? İşte bu yüzden sana ‘özledim’ diyorum ama daha fazla konuşamıyorum ya. Bir gün sen de özlersen benim kadar, anlarsın sevgilim. Gözlerin, özlediğimi anlatacak gözlerimde buluşana dek, yüreğin yüreğimi hissedene dek seni özleyeceğim!

Yürü be kral...
YanıtlaSil